Hacivat: Yar bana bir eğlence
Karagöz: Al sana portakal dolu bir tencere
Hacivat: Dur Karagözüm vurma
Karagöz: Sen de karşımda öyle durma
Hacivat: Hayırdır Karagözüm Nerden gelyosun?
Karagöz: Portakal aldım Pazardan.. amma kafam karıştı yahu hacicavcav..
Hacivat: Ne oldu yine Karagözüm ?
Karagöz: Satıcı portakalın kilosu 1 lira dedi.ben de ver ordan 3 kilo dedim.parasını öderken 10 lira verdim satıcı da bana paranın üstü olarak şunları verdi..
Hacivat: Eee
Karagöz: Doğru mu verdi? Yanlış mı verdi? Sayıyorum sayıyorum anlamıyorum ... kafam karıştı hacicavcav
Hacivat: (gülerek) Tamam gel beraber sayalım .................. sayarlar( 1-10 a kadar saymayı öğrenme etkinliği) ................
Hacivat: Portakalın ücretini kolayca hesaplayabilmek için de çarpma bilmen gerekir.Çarpmayı biliyor musun?
Karagöz: bilmez miyim hiç. Dur sana bir çarpıyım.vay vay vay vay..
Hacivat: Dur dur öyle çarpma değil bu Karagözüm. Kerrat cetveli, kerrat cetveli.
Karagöz: Hani nerde , hani nerde ?
Hacivat: Neyi soruyorsun sen Karagözüm ?
Karagöz: Neyi olacak Hacicavcav, sen deminden beri kerata cetveli, kerata cetveli demiyor musun ? Ben de kerata cetveliyle yaramazlık yapan bir kerata var da onu kovalayacaksın sanmıştım.
Hacivat:Hay Allah Karagözüm, yine beni yanlış anladın.Hani eskiden mekteplerde bizlere de 6 kere altı 36 diye öğretirlerdi.
Karagöz: Dedemin bıyıkları yolda kaldı.
Hacivat: Karagözüm bırak şimdi dedeni.
Karagöz: Bıraktım ama yanına gelemem Hacicavcav.Ben dedemi bıraktım ama dedem beni bırakmıyor.Şaka, şaka… Hacivatcığım çocukluğumda güç bela ezberlediğim kerrat cetvelinin hepsi sanki uçup gitti.Aklımda kala kala ‘’6 kere altı 36 Dedemin bıyıkları yolda kaldı.’’ Onu hiç unutmadım.Diyorum ki Hacicavcav şu uzmanlar kafa kafaya verip kerrat cetvelini ve matematiği eğlenceli hale getirseler de ben de çocuklarda hem matematiği sever hem de kolay öğrenirdik.
Hacivat : Karagözüm çoğu zaman saçmalıyorsun ama bu sefer haklısın galiba.Öyle bir şey yapsalar ben de sana kerrat cetvelini ve matematiği öğreteceğim diye göbeğim çatlamazdı.
Karagöz: Hacıvatcığım , bizim zamanımızda ‘’Kerrat Cetveli’’ denen şeye şimdi çocuklar ‘’Çarpım Tablosu mu ‘’ diyorlar?
Hacivat: Öyle diyorlar Karagözüm.Karagözüm şimdi çarpmaya başlayalım mı ?
(Karagöz: Çarpmasak olmaz mı , yoksa kırılırlar.
Hacivat: Neler kırılır Karagözüm?
Karagöz: Yumurtalar kırılır Hacicavcav , biz de omlet yaparız.
Hacivat: Neden böyle komiklikler yapıyorsun Karagözüm.
Karagöz: Çocuklar gülsün diye .
Hacivat: Şimdi gülme zamanı mı Karagözüm, şimdi ders zamanı ders.
Karagöz: İyi ya Hacicavcav, biz de hem güleriz hem de ders yaparız.Böylece bir taşla iki kuş vurmuş oluruz.
Hacivat: Dersin ciddiyetini bozma Karagözüm.
Karagöz: Sen bilmiyor musun Hacicavcav, Maruf BECENE Gülme Psikolojisi başlıklı yazısında ‘’ Eğitimde gülme, öğrencilerin derse dikkatini sağlar ve öğretilenlerin kalıcı olmasını olumlu etkiler.’’ diyor.
Hacivat: Sen bunları nerden öğrendin Karagözüm.
Karagöz: Okula giden bir çocuktan yardım aldım.Eternetten gagalaya baktırdım.
Hacivat: Karagözüm yine belli ettiğin cahilliğini, bunu ekran başında okula gitmeyen çocuklar bile biliyor.Önce ona eternet demezler internet derler.Diğerine de gagala magala demezler, gogıl derler.
Karagöz: O kadar inceleme Hacicavcav, çocuklar benim ne demek istediğimi anlıyorlar.Maşaalah cin gibiler Hacicavcav.Şimdi kuş gibi gagalamayı bırakıp şu çarpım tablosuna gelelim.Çarpım tablosunu öğrenmesek olmaz mı , çok mu lazım ?
Hacivat: Olur Karagözüm olur amma !
Karagöz: Hacicavcav, Olur Karagözüm olur amma da ne demekmiş ?
Hacivat: Karagözüm , toplayarak ta bulabiliriz amma çok uzun olabilir.
Karagöz: Ne varmış Hacicavcav, ben de toplarım.3 tane portakal değil mi? 1,2,3.
3 lira derim.
Hacivat: Karagözüm 3 tane, 5 tane olunca sorun yok amma biri ‘’ 87 kilo portakal aldım manava kaç lira vereceğiz ?’’ diye sorarsa ne yaparsın ?
Karagöz: Dağa kaçarım Hacicavcav,
Hacivat: Neden dağa kaçarsın Karagözüm ?
Karagöz: 87 tane biri alt alta yazıp toplayıncaya kadar sabah olurda ondan.
Hacivat: Karagözüm dağa kaçacağına bu işin kısa yolunu öğrensene…
Karagöz: ( Kafasını kaşır ) Hay Allah Hacicavcav, yağmurdan kaçarken doluya tutulduk desene…
Hacivat:Evet Karagözüm, yağmurdan kaçarken doluya tutuldun…
Karagöz: Ama Hacicavcavım şunu baştan söyleseydin ya….
Hacivat : Neyi Karagözüm ?
Karagöz: Çarpma işleminin aslında kısaltılmış ve hızlandırılmış toplama olduğunu , hayatımızı çok kolaylaştırdığını …
Hacivat : Baştan söyleseydim ne yapardın Karagözüm ?
Karagöz: Dağa kaçacağıma oturur, çalışır çarpım tablosunu öğrenirdim Hacicavcav,
Hacivat : Ben öğreteyim sana .Hemen başlayalım mı Karagözüm ?
Karagöz: Bu günlük bu kadar yeter Hacicavcav.Hem bu gün çok önemli bir şey öğrendim.
Hacivat : Neymiş o Karagözüm ?
Karagöz: Çarpma İşlemi aslında çabuklaştırılmış toplama demekmiş.Çarpım Tablosu da onu alfabesiymiş.
Hacivat : Tamam Karagözüm , bu gün bu kadarla yetinelim.
Karagöz, Hacivat : Çocuklar kusur işledikse affola , Gelecek dersimize kadar verelim mola.
1.DERS SONU
Eğitimci- Yazar Necip Güven Eskişehir
Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )
Email 1: necipguven2003@mynet.com
Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com
Web: http://www.matematigisevdirenadam.com
Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )
Email 1: necipguven2003@mynet.com
Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com
Web: http://www.matematigisevdirenadam.com
ezber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ezber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Haziran 2010 Cumartesi
21 Haziran 2010 Pazartesi
Ezberle Başlayan Matematik Hüsranla Biter
Merhaba Dostlar, kitaplarımı alanlarda en çok dikkat ettiğim konu kitapta aradığını bulmalarıdır. Bu yüzden sitemde kitaplarım hakkında çok geniş şekilde tanıtıcı bilgi verdim.
Sınıf öğretmeni olmam nedeniyle matematik alanında yazdığım kitaplarda ve yaptığım çalışmalarda mucize çözümler yerine konuyu temelden ele alan değerlendirmelere yer verdim.
Birinci kitabım ‘’Matematikle Barışıyorum’’ da ülkemizdeki matematiğe bakış açısının bir profilini çıkarıp teşhisi doğru olarak ortaya çıkarmaya çalıştım.
İlk kitabımı ( kitapçık ) yazarken yaptığım araştırma ve çalışmalarda ezberle başlayan matematiğin kabusla bittiğine şahit oldum.Bu yüzden ikinci kitabımda ezberin çıkış noktası olan çarpım tablosu öğretimi üzerinde durdum.Bu yüzden ikinci kitabımı okuyanların kitabımdan tam anlamıyla yararlanabilmeleri için üç konuya dikkat etmeleri gerekiyor.
Çalışmayı baştan sona önyargısız dikkatlice okuma.Bölüm sonlarına koyduğumuz ek okuma listelerindeki yazıların linklerine ulaşıp okuma.Çok önemli olanları bir dosyada biriktirme.Üçüncü bölümde anlattığımız yöntemleri uygulama, anlamadığı bölümler hakkında yardım alma.
Kitaplarım hakkında yapılan olumlu veya olumsuz her değerlendirme benim için çok önemlidir.Bu yüzden yapılan her değerlendirmeden mutlaka yeni bir şeyler öğrenmekteyim. Fakat Ekim 2009 sonunda kitaplarımı isteyen Yeliz ve Pınar hanımlara göndermiştim.Kitaplarımı aldıklarında ikisi de aynı gün bir ön değerlendirme gönderdi.
Bu ön değerlendirmeler arasındaki 180 derecelik fark beni çok şaşırttı.Aynı değerlendirmeleri benim yerime siz olsaydınız ne yapardınız acaba ?
Yeliz Hanım : Selam Necip bey kitabınız elime ulaştı fakat elime gecen 1. kitap ve fotokopi idi dikkatimi çeken fotokopinin 81 sayfasına kadar olan yazılarda duygu ve düşünce içerikli olması beni tatmin etmedi.’’Etkili ve Pratik Yöntemlerle Çarpma ve Dört İşlem’’ konulu olması beni çok etkilemişti fakat fotokopinin içeriği bu konu hakkında bize fazla bilgi vermemektedir.Ben avantajlı paket olarak 2 kitap birden diyerek size sipariş verdim.Fakat elime gecen kitaplarda ılk öğretim 3 sınıf dört işlem ve çarpma kolay ögretimi hakkında bir detaya fazlasıyla rastlayamadım. Üzülerek kitaplarınızı size iade etmek istiyorum.Emeğinize kesinlikle saygı duyuyorum fakat içerik olarak beni tatmin etmedi desem daha doğru olur düşüncesindeyim.Saygılarımla….
Pınar Hanım : Merhaba hocam, kitaplarınızı aldım henüz tamamını okuyamadım ama okuduğumda muhakkak yorumlarımı ve gösterdiği etkiyi anlatacağım size. Gönderdiğiniz Süper Çocuklar şarkısını da dinledim.Çocuklar için eğlenerek öğretecek eğlenceli hoş bir şarkı olmuş, büyükleri bile eğlendiriyor çocuklarda muhakkak büyük coşku yaratacaktır. Allah sizler gibi eğitimcileri başımızdan eksik etmesin tekrar rahatsız edeceğim sizi hem yorumlarımla hem de yardım etmeniz gereken konularda şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum.Saygılar ...
Yaptığım işin zor bir iş olduğunu biliyorum.Çünkü eski Kültür Bakanlarımızdan Tınaz TİTİZ Bey’in deyimiyle bir kanser olan ezberi yenmeden matematik alanında başarıyı yakalamamızın mümkün olmadığını çok iyi biliyorum.Bu yüzden ikinci kitabımın arka kapağına ‘’Çarpım Tablosu Ezberi Öldü’’ şiirini koydum.Altın da şu tesbit cümlemei ekledim.
‘’Türk Milletinin matematikte başarılı olmasının ilk şartı ; var olan potansiyel zekanın ezber hapishanesindeki esaretinden kurtarılıp mantıkla işbirliği yapar hale gelmesidir.Necip GÜVEN ‘’
Ezberin Türk Toplumunda yaptığı tahribatı anlatması bakımından 2006 yılında okulumuzda raporlu bir öğretmenin yerine geçici olarak derse giren yeni mezun Rabia Öğretmenin yazısını okumak yeterlidir diye düşünüyorum.
EZBER KABUSU SONA ERDİ !
Okul hayatım boyunca genelde başarılı bir öğrenci olmama rağmen matematik benim için bir korku ve ürperti sebebi olmuştur.
İlkokulda matematik dışında tüm konuları dikkatle dinliyor ve anlıyordum. Bu durum benim çok canımı sıkıyordu. Bundan rahatsız oluyor bir türlü kabullenemiyordum.
Diğer notlarım hep yüksekti; matematik notum da yüksek olmalıydı.
Bütün anlama çabalarıma rağmen başarısız olunca ben de ‘’Matematiği anlamama gerek yok. Yalnızca çok çalışıp soruları çözüp notumu yükseltmeliyim.’’ Diye düşünmeye başladım. Bir süre sonra da aradığım yöntemi bulmuştum, ’’EZBER’’Artık matematik konuları anlatılırken hiç anlamaya çalışmıyor ; tüm enerjimi formülleri ezberlemeye harcıyordum.
Sınavlarda ezberlediğim formülleri kullanarak istediğim yüksek notları da almaya başlamıştım fakat sınav sonunda bütün ezberlerim uçup gidiyordu.
Bu yöntemle başarılı olmama rağmen matematikten hiçbir şey anlamadan, hep korka korka dolaysıyla da sevmeden okul hayatım sona erdi.
İşin kötü tarafı da seçtiğim meslek te sınıf öğretmenliğiydi. Şimdi öğrenciyken korktuğum matematik daha önce görmediğim kadar korkunç haliyle karşımdaydı.
Evet, evet daha korkunç görünüyordu çünkü benim için artık anlamı değişmişti. Artık kurallara dönüştürüp ezberlemem için karşımda değildi. Sürekli bana ‘’Beni anlat, beni öğret, beni yücelt, beni sevdir!!!’’ diye avaz avaz bağırıp duruyordu.
Ben ise bütün çabama rağmen bu haykırışa karşılık veremiyordum. Sesim bir türlü çıkmıyor , öğrencilerime ulaşamıyordum...
Pes edemezdim, etmemeliydim ama bu çıkmazdan nasıl kurtulacaktım?
Necip Hocamı işte tam bu sırada tanıdım. Matematiğe olumsuz yaklaşımımı ve korkularımı hissetmiş olacaktı ki yanıma geldi ve kendini tanıttı.
Kısa bir sohbetten sonra ‘’Matematikle Barışıyorum’’ adlı kitabını okumam için verdi. Bu kitabı okuduktan sonra matematikle ilişkimi tekrar sorgulamaya başladım.
Bu zamana kadar matematik konularını hep ezberlemiş,farklı çözüm yollarını işaret eden kapıların varlığından habersiz yaşamış, çözümlere daima bildiğim tek bir kapıdan ulaşmanın uğraşını vermiştim. Bu durumu fark etmemle birlikte matematiğe bakış açımda çok önemli değişiklikler olmaya başladı.
Yıllardır ‘’Çözüme bir tek kapıdan ulaşılır.’’düşüncesini yavaş yavaş kafamdan atmaya başladım. Kafamdaki bu düşünce yok oldukça çok farklı kapılar belirmeye başladı. Ve ben artık korkmadan beliren her kapıdan içeri girmeye başladım. Kapıların hiç biri kilitli değil , hepsi beni bekliyor. Matematik aydınlık dünyasına beni bekliyor.....
Artık matematiği kurallar,formüller bütünü olarak değil hayatın ta kendisi olarak görüyorum. Ve şimdi ben de matematiği seviyorum...
Evet, matematiği seviyorum ama kısa bir sürede bir mucize beklemiyorum. Mucize benim içimde ...Ağır ağır, sindire sindire bazen zorlanarak bazen de yorularak ta olsa hedefime ulaşacağım. Yakın zamanda da matematikle tamamen barışacağım...
Rabia Öğretmen
Eğitimci-yazar Necip GÜVEN / Eskişehir
Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )
Email 1: necipguven2003@mynet.com
Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com
Web: http://www.matematigisevdirenadam.com
Sınıf öğretmeni olmam nedeniyle matematik alanında yazdığım kitaplarda ve yaptığım çalışmalarda mucize çözümler yerine konuyu temelden ele alan değerlendirmelere yer verdim.
Birinci kitabım ‘’Matematikle Barışıyorum’’ da ülkemizdeki matematiğe bakış açısının bir profilini çıkarıp teşhisi doğru olarak ortaya çıkarmaya çalıştım.
İlk kitabımı ( kitapçık ) yazarken yaptığım araştırma ve çalışmalarda ezberle başlayan matematiğin kabusla bittiğine şahit oldum.Bu yüzden ikinci kitabımda ezberin çıkış noktası olan çarpım tablosu öğretimi üzerinde durdum.Bu yüzden ikinci kitabımı okuyanların kitabımdan tam anlamıyla yararlanabilmeleri için üç konuya dikkat etmeleri gerekiyor.
Çalışmayı baştan sona önyargısız dikkatlice okuma.Bölüm sonlarına koyduğumuz ek okuma listelerindeki yazıların linklerine ulaşıp okuma.Çok önemli olanları bir dosyada biriktirme.Üçüncü bölümde anlattığımız yöntemleri uygulama, anlamadığı bölümler hakkında yardım alma.
Kitaplarım hakkında yapılan olumlu veya olumsuz her değerlendirme benim için çok önemlidir.Bu yüzden yapılan her değerlendirmeden mutlaka yeni bir şeyler öğrenmekteyim. Fakat Ekim 2009 sonunda kitaplarımı isteyen Yeliz ve Pınar hanımlara göndermiştim.Kitaplarımı aldıklarında ikisi de aynı gün bir ön değerlendirme gönderdi.
Bu ön değerlendirmeler arasındaki 180 derecelik fark beni çok şaşırttı.Aynı değerlendirmeleri benim yerime siz olsaydınız ne yapardınız acaba ?
Yeliz Hanım : Selam Necip bey kitabınız elime ulaştı fakat elime gecen 1. kitap ve fotokopi idi dikkatimi çeken fotokopinin 81 sayfasına kadar olan yazılarda duygu ve düşünce içerikli olması beni tatmin etmedi.’’Etkili ve Pratik Yöntemlerle Çarpma ve Dört İşlem’’ konulu olması beni çok etkilemişti fakat fotokopinin içeriği bu konu hakkında bize fazla bilgi vermemektedir.Ben avantajlı paket olarak 2 kitap birden diyerek size sipariş verdim.Fakat elime gecen kitaplarda ılk öğretim 3 sınıf dört işlem ve çarpma kolay ögretimi hakkında bir detaya fazlasıyla rastlayamadım. Üzülerek kitaplarınızı size iade etmek istiyorum.Emeğinize kesinlikle saygı duyuyorum fakat içerik olarak beni tatmin etmedi desem daha doğru olur düşüncesindeyim.Saygılarımla….
Pınar Hanım : Merhaba hocam, kitaplarınızı aldım henüz tamamını okuyamadım ama okuduğumda muhakkak yorumlarımı ve gösterdiği etkiyi anlatacağım size. Gönderdiğiniz Süper Çocuklar şarkısını da dinledim.Çocuklar için eğlenerek öğretecek eğlenceli hoş bir şarkı olmuş, büyükleri bile eğlendiriyor çocuklarda muhakkak büyük coşku yaratacaktır. Allah sizler gibi eğitimcileri başımızdan eksik etmesin tekrar rahatsız edeceğim sizi hem yorumlarımla hem de yardım etmeniz gereken konularda şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum.Saygılar ...
Yaptığım işin zor bir iş olduğunu biliyorum.Çünkü eski Kültür Bakanlarımızdan Tınaz TİTİZ Bey’in deyimiyle bir kanser olan ezberi yenmeden matematik alanında başarıyı yakalamamızın mümkün olmadığını çok iyi biliyorum.Bu yüzden ikinci kitabımın arka kapağına ‘’Çarpım Tablosu Ezberi Öldü’’ şiirini koydum.Altın da şu tesbit cümlemei ekledim.
‘’Türk Milletinin matematikte başarılı olmasının ilk şartı ; var olan potansiyel zekanın ezber hapishanesindeki esaretinden kurtarılıp mantıkla işbirliği yapar hale gelmesidir.Necip GÜVEN ‘’
Ezberin Türk Toplumunda yaptığı tahribatı anlatması bakımından 2006 yılında okulumuzda raporlu bir öğretmenin yerine geçici olarak derse giren yeni mezun Rabia Öğretmenin yazısını okumak yeterlidir diye düşünüyorum.
EZBER KABUSU SONA ERDİ !
Okul hayatım boyunca genelde başarılı bir öğrenci olmama rağmen matematik benim için bir korku ve ürperti sebebi olmuştur.
İlkokulda matematik dışında tüm konuları dikkatle dinliyor ve anlıyordum. Bu durum benim çok canımı sıkıyordu. Bundan rahatsız oluyor bir türlü kabullenemiyordum.
Diğer notlarım hep yüksekti; matematik notum da yüksek olmalıydı.
Bütün anlama çabalarıma rağmen başarısız olunca ben de ‘’Matematiği anlamama gerek yok. Yalnızca çok çalışıp soruları çözüp notumu yükseltmeliyim.’’ Diye düşünmeye başladım. Bir süre sonra da aradığım yöntemi bulmuştum, ’’EZBER’’Artık matematik konuları anlatılırken hiç anlamaya çalışmıyor ; tüm enerjimi formülleri ezberlemeye harcıyordum.
Sınavlarda ezberlediğim formülleri kullanarak istediğim yüksek notları da almaya başlamıştım fakat sınav sonunda bütün ezberlerim uçup gidiyordu.
Bu yöntemle başarılı olmama rağmen matematikten hiçbir şey anlamadan, hep korka korka dolaysıyla da sevmeden okul hayatım sona erdi.
İşin kötü tarafı da seçtiğim meslek te sınıf öğretmenliğiydi. Şimdi öğrenciyken korktuğum matematik daha önce görmediğim kadar korkunç haliyle karşımdaydı.
Evet, evet daha korkunç görünüyordu çünkü benim için artık anlamı değişmişti. Artık kurallara dönüştürüp ezberlemem için karşımda değildi. Sürekli bana ‘’Beni anlat, beni öğret, beni yücelt, beni sevdir!!!’’ diye avaz avaz bağırıp duruyordu.
Ben ise bütün çabama rağmen bu haykırışa karşılık veremiyordum. Sesim bir türlü çıkmıyor , öğrencilerime ulaşamıyordum...
Pes edemezdim, etmemeliydim ama bu çıkmazdan nasıl kurtulacaktım?
Necip Hocamı işte tam bu sırada tanıdım. Matematiğe olumsuz yaklaşımımı ve korkularımı hissetmiş olacaktı ki yanıma geldi ve kendini tanıttı.
Kısa bir sohbetten sonra ‘’Matematikle Barışıyorum’’ adlı kitabını okumam için verdi. Bu kitabı okuduktan sonra matematikle ilişkimi tekrar sorgulamaya başladım.
Bu zamana kadar matematik konularını hep ezberlemiş,farklı çözüm yollarını işaret eden kapıların varlığından habersiz yaşamış, çözümlere daima bildiğim tek bir kapıdan ulaşmanın uğraşını vermiştim. Bu durumu fark etmemle birlikte matematiğe bakış açımda çok önemli değişiklikler olmaya başladı.
Yıllardır ‘’Çözüme bir tek kapıdan ulaşılır.’’düşüncesini yavaş yavaş kafamdan atmaya başladım. Kafamdaki bu düşünce yok oldukça çok farklı kapılar belirmeye başladı. Ve ben artık korkmadan beliren her kapıdan içeri girmeye başladım. Kapıların hiç biri kilitli değil , hepsi beni bekliyor. Matematik aydınlık dünyasına beni bekliyor.....
Artık matematiği kurallar,formüller bütünü olarak değil hayatın ta kendisi olarak görüyorum. Ve şimdi ben de matematiği seviyorum...
Evet, matematiği seviyorum ama kısa bir sürede bir mucize beklemiyorum. Mucize benim içimde ...Ağır ağır, sindire sindire bazen zorlanarak bazen de yorularak ta olsa hedefime ulaşacağım. Yakın zamanda da matematikle tamamen barışacağım...
Rabia Öğretmen
Eğitimci-yazar Necip GÜVEN / Eskişehir
Tel: 0 ( 505 ) 346 80 02 ( Avea Öğretmen Hattı )
Email 1: necipguven2003@mynet.com
Email 2:matematigisevdirenadam@gmail.com
Web: http://www.matematigisevdirenadam.com
Etiketler:
ezber,
ezber kabusu,
formüller,
hüsran,
kabus,
kurallar,
matematik,
matematikle barışıyorum,
mucize,
necip hocam,
rabia öğretmen,
sınıf öğretmeni
9 Mayıs 2010 Pazar
Çarpım Tablosu Oyunları
Çarpım Tablosunu Öğrenmekte Ve Öğretmekte Neden Zorlanıyoruz ?
1-Çarpım Tablosunun ne olduğunu ve mantığını ne olduğunu tam olarak bilmemek.
2-Eski yıllarda uygulanan geleneksel öğretim sisteminde olumlu anlamda yapılan değişikliklerin farkına varılmayıp geçmişin yanlışlarında ısrar etmek.
3-Öğretim sistemindeki yanlışlarda sistemi sorgulama yerine suçu öğretenlere veya öğrenenlere yüklemek.
4- Çarpma Öğretiminde yaşanan hataları anlatan yazılardaki ‘’Püf Noktalarını’’ atlayıp sorunu köklü çözmek yerine yüzeysel ve aspirin çözümler peşinde koşmak.
5-Çarpım Tablosunu ezberlemenin yaşattığı sıkıntıları aşmak için ürettiğimiz yeni oyun ve çözümlerin aslında sorunu oluşturan yanlışları içinde barındırmaya devam etmesi.
6-Eski Kültür Bakanlarından ısrarla ‘’Ezberin bir yetenek olmayıp anlayarak ve sorgulayarak öğrenmenin önünde büyük bir engel ve bir kanserdir:’’ uyarısına kulak asmadan ezberi bir öğretim yöntemi gibi sunmak.
İlköğretim kademesinin ilk basamağındaki çocuklarımız oyun çağında oldukları için Çarpım Tablosu öğretiminde öğrenmeyi oyunlaştırma ve eğlenceli hale getirme çocukları rutin ve sıkıcılıktan uzaklaştırdığı için çok faydalıdır.Fakat bu çalışmaları klasik ezber yöntemi ile bir arada kullanma öğrenmede istenen sonuçlara ulaşmamızı engeller.
Güzel bir pasta yapmak için yalnızca pastata kullanılan malzemeleri gelişi güzel karıştırmak yeterli değildir.Öyle olsaydı her zaman aynı malzeme kullanan insanların yaptıkları pastalar aynı kıvamda ve lezzette olurdu.Bildiğimiz gibi güzel pasta yapmak için hazırladığımız malzemleri belirli ölçüde ve belirli sırayla karıştırıp uygun sıcaklıkta pişirmek gerekirse Çarpım tablosu öğretiminde kullandığımız oyunların da öğretim doğru öğretim sistemine uyumlu olması gerekir.
Çarpım Tablosu Nedir, Ne Değildir?
Çarpım Tablosu ille de ezberlenmek zorunda olan klasik bir tablo değildir.Çarpım Tablosu aslında eşit sayıların toplamını kısa yoldan gösteren bir tablodur.Daha iyi anlaşılması için ona kısaca ‘’Hızlandırılmış Toplama İşlemi ‘’ tablosu da diyebiliriz.
Çarpım Tablosu Öğretiminde Yapılan Hatalar:
Çarpım Tablosu öğretiminde yapılan en büyük yanlış somut öğrenme evresinde olan çocuklarımıza somut yolla öğretme sistemlerini terk ederek soyut yolla öğretim olan Ezber Yönteminde ısrar etmektir.Bu yöntem papağanlara uygulanınca belki başarılı olabilir ama çocuklarda başarılı olmadığını kolaylıkla söyleyebiliriz.
Çarpım Tablosu Öğretiminde Ailelerin Hataları: Kendi çocukluğundaki deneyimlerin etkisi veya öğretmeninin direktifi ile çocuğunu ezbere zorlamak.Yanlış cevabında sert tepki vererek azarlamak.Ezberleyemediği için onu aşağılamak.Diğer akranları ile kıyaslamak.Çok ağır cezalar vererek psikolojik baskı yapıp sosyal hayatını aşırı şekilde kısıtlamak.
1-Çarpım Tablosunun ne olduğunu ve mantığını ne olduğunu tam olarak bilmemek.
2-Eski yıllarda uygulanan geleneksel öğretim sisteminde olumlu anlamda yapılan değişikliklerin farkına varılmayıp geçmişin yanlışlarında ısrar etmek.
3-Öğretim sistemindeki yanlışlarda sistemi sorgulama yerine suçu öğretenlere veya öğrenenlere yüklemek.
4- Çarpma Öğretiminde yaşanan hataları anlatan yazılardaki ‘’Püf Noktalarını’’ atlayıp sorunu köklü çözmek yerine yüzeysel ve aspirin çözümler peşinde koşmak.
5-Çarpım Tablosunu ezberlemenin yaşattığı sıkıntıları aşmak için ürettiğimiz yeni oyun ve çözümlerin aslında sorunu oluşturan yanlışları içinde barındırmaya devam etmesi.
6-Eski Kültür Bakanlarından ısrarla ‘’Ezberin bir yetenek olmayıp anlayarak ve sorgulayarak öğrenmenin önünde büyük bir engel ve bir kanserdir:’’ uyarısına kulak asmadan ezberi bir öğretim yöntemi gibi sunmak.
İlköğretim kademesinin ilk basamağındaki çocuklarımız oyun çağında oldukları için Çarpım Tablosu öğretiminde öğrenmeyi oyunlaştırma ve eğlenceli hale getirme çocukları rutin ve sıkıcılıktan uzaklaştırdığı için çok faydalıdır.Fakat bu çalışmaları klasik ezber yöntemi ile bir arada kullanma öğrenmede istenen sonuçlara ulaşmamızı engeller.
Güzel bir pasta yapmak için yalnızca pastata kullanılan malzemeleri gelişi güzel karıştırmak yeterli değildir.Öyle olsaydı her zaman aynı malzeme kullanan insanların yaptıkları pastalar aynı kıvamda ve lezzette olurdu.Bildiğimiz gibi güzel pasta yapmak için hazırladığımız malzemleri belirli ölçüde ve belirli sırayla karıştırıp uygun sıcaklıkta pişirmek gerekirse Çarpım tablosu öğretiminde kullandığımız oyunların da öğretim doğru öğretim sistemine uyumlu olması gerekir.
Çarpım Tablosu Nedir, Ne Değildir?
Çarpım Tablosu ille de ezberlenmek zorunda olan klasik bir tablo değildir.Çarpım Tablosu aslında eşit sayıların toplamını kısa yoldan gösteren bir tablodur.Daha iyi anlaşılması için ona kısaca ‘’Hızlandırılmış Toplama İşlemi ‘’ tablosu da diyebiliriz.
Çarpım Tablosu Öğretiminde Yapılan Hatalar:
Çarpım Tablosu öğretiminde yapılan en büyük yanlış somut öğrenme evresinde olan çocuklarımıza somut yolla öğretme sistemlerini terk ederek soyut yolla öğretim olan Ezber Yönteminde ısrar etmektir.Bu yöntem papağanlara uygulanınca belki başarılı olabilir ama çocuklarda başarılı olmadığını kolaylıkla söyleyebiliriz.
Çarpım Tablosu Öğretiminde Ailelerin Hataları: Kendi çocukluğundaki deneyimlerin etkisi veya öğretmeninin direktifi ile çocuğunu ezbere zorlamak.Yanlış cevabında sert tepki vererek azarlamak.Ezberleyemediği için onu aşağılamak.Diğer akranları ile kıyaslamak.Çok ağır cezalar vererek psikolojik baskı yapıp sosyal hayatını aşırı şekilde kısıtlamak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)